My biSgen

Bir başka WordPress.com weblogu

Okul Öncesi Eğitimde Kurumlarında Ahlâk

leave a comment »


Okul öncesi eğitim kurumlarında bireyler arası ilişkilerde etik (ahlâkî) davranış kurallarının önemi
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitimi alanında çalışanların daha sağlıklı ve nitelikli hizmetler verebilmesi için bireyler arası ilişkilerin önemini tartışmak ve ahlaki (etik) davranış biçimleri ile ilgili bilgi vermektir. NAEYC (Ulusal Çocuk Eğitimi Birliği) sorumlu davranış yönergesi (Feeney ve Kipnis, 1998) alanda çalışanlara ahlaki davranış kuralları hakkında bilgi vermektedir. Okul öncesi eğitimi alanı kendine özgü etik davranış kurallarına sahiptir. Kurallar öncelikle, 0-8 yaş arası çocuklar ve onların aileleri ile ilgili günlük uygulamalara yoğunlaşır. Etik davranış kuralları dört temel sorumluluk alanında açıklanabilir: (1) çocuklar, (2) aileler, (3) meslektaşlar, (4) toplum.

Erken çocukluk bakımı ve eğitiminin bilgi temellerini bilmek, sürekli eğitim ve hizmet-içi eğitim yoluyla bilgileri güncel tutmak, program uygulamalarını çocuk gelişimi alanındaki ve ilgili disiplinlerdeki güncel bilgilere ve her çocuğa özgü bilgilere dayandırmak, her çocuğun özgünlüğünün ve potansiyelinin farkında olmak ve saygı göstermek, çocukların zedelenebilirliğini önemsemek, çocukların sosyal, duygusal, zihinsel ve fiziksel gelişimlerini teşvik eden, onların onur ve katkılarına saygı gösteren, güvenli ve sağlıklı ortamları yaratmak ve sürdürmek, her çocuğun, erken çocukluk eğitimi programları kapsamında oynama ve öğrenme hakkını bütünüyle desteklemek, engelli çocukların uygun destek hizmetlerine ulaşmalarını sağlamak ve tüm çocuklara en uygun koşulları sağlamak için kaynaklara sahip çıkmak önemlidir.

Çocuklarla ilişki halindeyken, her şeyden önce, çocuklara zarar vermemeliyiz. Çocuklara karşı, saygısız, onur kırıcı, tehlikeli, sömürücü, sindirici, duygusal olarak yaralayıcı ya da fiziksel olarak zarar verici uygulamaların içinde yer almamalıyız. Bu prensip, diğer bütün prensiplerden daha önceliklidir. Haklarından mahrum bırakmak, özel imtiyazlar vermek, ya da onları program veya etkinliklerden ırk, etnik köken, din, cinsiyet, ulusal köken, dil, yetenek ya da ebeveynlerinin statü, davranış veya inançları nedeni ile çıkartmak yoluyla ayrımcılık yapan uygulamaların içinde yer almamalıyız. Bir çocuk ile ilgili alınacak kararlara bu konuda bilgi sahibi tüm kişileri (çalışanlar ve ana-babalar dahil) katmalıyız. Her çocuğun programdan yararlanma potansiyelini en üst düzeye çıkarmak için, öğretme yöntemlerinde, öğrenme ortamında ve programlarda gerekli değişiklikleri yapmalı, ailesi ile görüşmeli ve uygun uzmanlardan tavsiyeler almalıyız. Çocuk ve ailesi ile birlikte çalışmak için gösterilen bu çabalardan sonra, çocuk hala programdan yararlanamıyorsa ya da diğer çocukların programdan yararlanma yeteneğini ciddi olarak riske sokuyorsa, çocuğun ihtiyaçlarını belirlemek için ailesi ve ilgili uzmanlarla iletişim kurulmalı, bu ihtiyaçları en uygun şekilde karşılamak için gerekli ortam ve hizmetleri belirlemeli ve aileye çocuğu uygun bir ortama yerleştirmesinde yardımcı olmalıyız. Fiziksel, cinsel, sözel, duygusal istismar ve ihmal dahil olmak üzere çocuklara yönelik tüm istismar ve ihmal belirtilerini tanımalıyız. Çocukları istismar ve ihmalden koruyan kanunları ve toplumsal kuralları bilmeli ve takip etmeliyiz. Çocuğa yönelik istismar ya da ihmalden şüphelenmek için anlamlı nedenlerimiz varsa, durumu ilgili kuruluşa bildirmeli ve uygun tedbirin alınmasını sağlamalıyız. Uygun durumlarda, ailelere ya da velilere de bildirimin yapıldığı bilgisi verilmelidir. Başka bir kişi, çocuğa yönelik istismar ya da ihmal konusundaki şüphelerini bize bildirmişse, çocuğu korumak için gerekli işlemlerin yapılmasında o kişiye yardımcı olmalıyız. Bir çocuk koruma bürosu, istismar ya da ihmale uğramış çocuğa uygun korumayı sağlayamıyorsa, bu hizmetlerin iyileştirilmesi çalışmaları için ortak ahlaki sorumluluğu üstümüze almalıyız. Çocukların sağlığını ya da güvenliğini tehlikeye düşüren (ama böyle olduğu daha önceden bilinmeyen) bir uygulama ya da durumun farkına vardığımızda, durumu düzeltebilecek ve çocukları benzer tehlikeden koruyabilecek kişilere haber vermek ahlaki sorumluluğumuzdur.

Çocukları gözlemlemek önemlidir. Acaba Ayşe hangi materyallerle oynamaktan hoşlanıyor? Materyallerle neler yapıyor? Ne gibi problemlerle karşılaşıyor ve bunları nasıl çözüyor? Ayşe’nin ilgileri nelerdir? Ne yapmayı seviyor? Ne gibi seçimler yapıyor? Kimle oynamayı seviyor? Ayşe ne çeşit oyun seçiyor? Sözel ve sözsüz olarak nasıl iletişim kuruyor? Ne söylüyor? Nasıl sorular soruyor? Onu kim, nasıl destekliyor? Kiminle kendini rahat hissediyor? Ayşe ne tür planlar yapar? Neleri yapmaktan hoşlanır? Bu tür soruları takım üyeleri sorarlar. Bu soruların cevapları, yetişkinlerin çocuklar için deneyimler planlamalarında ve onlarla ilişkilerinde rehber olur (Hohmann ve Weikart, 1995)

Aileler çocuklarının gelişiminde önemli roller oynarlar. Çocukların kim olduklarını bilmeleri ve başkalarından öğrenmeleri önemlidir. Her aile çocuğu ile farklı ilişki biçimine sahiptir. Çocukları yakından gözlemleyerek ve aileleri ile konuşarak şu gibi sorular cevaplandırılabilir: Her çocuk için ne kadar alan yeterlidir? Ne kadar yakın ya da uzak olmalıyım ki çocukların oyunlarını destekleyebileyim? Hangi çocuk göz kontağı ile, vücut diliyle ya da hareketsizlikle dikkat çekmektedir? Hangi çocuklar daha az göz kontağı tercih eder? Hangi çocuklar dokunulmak ister? Farklı çocuklar stresi, karışıklığı, üzüntüyü, mutluluğu nasıl ifade eder?

Aynı şekilde çocuklar ve aileleri ile ilgili de bilgi toplamak etkili eğitim hizmeti sağlamak için gerekli olacaktır. Bu amaçla ev ziyaretleri düzenlemek, çocukları düzenli olarak gözlemlemek, çocuklarla ilgili toplanan gözlem anekdotlarını ailelerle paylaşmak, aileleri yuvaya çağırmak, çay içmek ya da yemek yemek, ailelere programa yaptıkları katkıdan dolayı teşekkür etmek, ailelerle çocuklarını bırakırken ya da alırken konuşmak, öğlen yemeğinde çocuklar ile yemek yemeleri ya da oyun saatinde oynamaları veya uyku saatinde hikaye okumaları, eve çocukların yaptıkları ile ilgili yazılı gözlem notları yollamak, eğer ailelerde isterlerse bu gözlemlere yorum yazabilirler, eve düzenli olarak bülten yollamak bu bültenlerde çocuklar ile ilgili gözlemler olacaktır, aile üyelerinin gezilere katılımını teşvik etmek etkili yollardandır.

Aşağıdaki unsurlar bir çocuğun kendini güçlü hissetmesinde rol oynar (Grotberg, 1995):

• Çevremde güvenebileceğim ve ne olursa olsun beni sevecek insanlar var.

• Çevremde bana sınır çizebilecek kişiler var böylece tehlike ya da sorun olmadan ne zaman durabileceğimi biliyorum.

• Çevremde bana bir şeyi nasıl doğru olarak yapabileceğimi kendileri bana model olarak gösteren kişiler var.

• Çevremde kendi başıma öğrenmemi isteyen kişiler var.

• Çevremde hasta olduğumda, tehlikede olduğumda ya da öğrenme ihtiyacım olduğunda yardım edecek insanlar var.

• İnsanların sevip, hoşlanabileceği bir insanım.

• Başkaları için hoş şeyler yapmaktan ve ilgimi göstermekten mutluyum.

• Kendime ve başkalarına saygılıyım.

• Yaptığımın sorumluluğunu almaya istekliyim.

• İşlerin iyi olacağına eminim.

• Beni korkutan ya da sıkan şeyler hakkında başkalarıyla konuşabilirim.

• Kaşılaştığım problemleri çözecek yollar bulabilirim.

• Doğru olmayan ya da tehlikeli bir şey yaptığımı hissettiğimde kendimi kontrol edebilirim.

• Biriyle konuşmak ya da bir şeyi yapmak için uygun zamanı kestirebilirim.

• İhtiyacım olduğunda bana yardım edecek birini bulabilirim.

Sağlıklı ve güçlü çocuklar yetiştirebilmek için bu özellikler önemlidir. Aileler ve eğitimciler çocukların güçlü olmalarına yardımcı olmalıdırlar. Çocuklar tek başlarına güçlü olamazlar. Çocukların, gücü geliştirici ve kendileri de güçlü yetişkinlere ihtiyaçları vardır. Burada yetişkinlerarası iletişim önemli bir rol oynayacaktır.

2-AİLELERE KARŞI AHLAKİ (ETİK) SORUMLULUKLAR

Aileler çocukların gelişiminde en önemli paya sahiptir. Hem aile, hem de eğitimciler çocuk için iyi olan şeyleri istemektedirler. Çocuğun gelişimini ilerletmek için ev ve okul arasında işbirliği oluşturmak birincil sorumluluğumuzdur (Hohmann ve Weikart, 1995; Bredekamp, 1987; PQA, 1998).

Hizmet ettiğimiz ailelerle karşılıklı güvene dayanan ilişkiler geliştirmek, ailelere, çocuk yetiştirme sorumluluklarında destek olurken yetenekli ve güçlü yanlarını vurgulamak ve geliştirmek, her ailenin itibarına, kültürüne, diline, geleneklerine ve inançlarına saygı göstermek, ailelerin, çocuk yetiştirme ile ilgili değerlerine ve kendi çocuklarıyla ilgili karar verme haklarına saygı göstermek, her çocuğun gelişimini, ailesine gelişimsel bakış açısı çerçevesinde açıklamak ve ailelerin gelişimsel açıdan uygun erken çocukluk uygulamalarının önemini anlamalarına ve değer vermelerine yardımcı olmak, aile bireylerinin, çocuklarını anlamalarını geliştirmelerinde yardımcı olmak ve ebeveyn olarak becerilerini daha geliştirmek, aileler için destek ağları oluşturma çalışmalarına, ailelere diğer aileler, program personeli, toplumsal kaynaklar ve profesyonel hizmetlerle ilişki fırsatları yaratarak katılmak önemlidir.

Ailelerin, çocuklarının sınıflarına ya da program ortamına girmelerini engellememeliyiz. Ailelere programın felsefesi, politikaları ve personelin nitelikleri hakkında bilgi vermeliyiz, onlara neden bu yöntemle eğitim verdiğimizi anlatmalıyız. Aileleri izlenecek politikalar konusunda bilgilendirmeliyiz ve uygun durumlarda, onları alınacak kararlara katmalıyız. Çocuklarını etkileyecek önemli kararlara aileyi katmalıyız. Aileyi, çocukların geçirdiği kazalardan, enfeksiyonlarla sonuçlanabilecek bulaşıcı hastalık riskinden ve duygusal stres yaratabilecek olaylardan haberdar etmeliyiz. Erken çocukluk bakımı ve eğitiminin kalitesini arttırmak için, nitelikli çocuk gelişimi araştırmacıları ile işbirliği yapmalıyız. Ailelere, çocukları ile ilgili önerilen araştırma projeleri detaylı olarak anlatılmalıdır. Aileler herhangi bir yaptırıma maruz kalmadan, katılıma izin verme ya da vermeme hakkına sahiptir. Çocukların eğitimine, gelişimine ve sağlığına herhangi bir şekilde zarar verecek araştırmalara izin vermemeli ve katılmamalıyız. Aileleri, sömürmemeli ve sömürüleri desteklememeliyiz. Aile ile ilişkilerimizi kişisel kazanç ya da özel çıkar sağlamak için kullanmamalıyız. Aile bireyleri ile çocuklarla çalışmalarımızdaki etkinliğimize zarar verebilecek ilişkilere girmemeliyiz.

Çocukların kayıtlarının gizliliğinin korunması ve hangi koşullarda açığa çıkarılacağının belirlenmesi için yazılı politikalar geliştirmeliyiz. Bu politika belgeleri tüm program personeline ve ailelere verilmelidir. Çocukların kayıtlarının aile üyeleri, program personeli ve gizlilik yükümlülüğü olan danışmanlar dışında açıklanması ailenin iznine bağlı olmalıdır (istismar ya da ihmal halleri dışında). Gizliliği sağlamalı ve ailenin mahremiyet hakkına saygı göstermeliyiz. Gizli bilgilerin açığa çıkarılmasından ve aile hayatına izinsiz müdahaleden sakınmalıyız. Ancak, çocuğun refahının risk altında olduğuna inanmak için sebeplerimiz varsa, gizli bilgilerin çocuğun yararına müdahalede bulunabilecek kurum ya da kişilerle paylaşılmasına izin verilebilir. Aile bireylerinin görüş ayrılığına düştüğü durumlarda, tarafların doğru karar almasında yardımcı olmak için, açık bir şekilde çalışarak, çocuk hakkındaki gözlemlerimizi paylaşmalıyız sadece bir tarafı savunmaktan kaçınmalıyız. Ailelere destek olan toplumsal kaynakları ve profesyonel hizmetleri bilmeli ve uygun şekilde kullanmalıyız. Bunlara yapılan bir müracaatı, hizmetin uygun bir şekilde sağlandığından emin olmak için takip etmeliyiz.

Yuvadaki personelin ve ailelerin program ve çocukların gelişimi ile ilgili bilgi alışverişi yapması önemlidir, örneğin; ailelere düzenli olarak program ile ilgili bilgi yollanır ve ailelerin görüşleri alınır, ailelerin sorunları cevaplandırılır, gözlemleri tartışılır.

Çocuklar ile ilgili çalışanlar ve anne babalar sık sık birbirleriyle bilgi paylaşımında bulunurlar, örneğin; çocuğun evde yaptığı yuvaya getirilebilir ya da yuvada yaptığı eve yollanabilir, kısa not yollanabilir, telefonla görüşülebilir gibi. Düzenli olarak ailelerle görüşmek program ve çocukların gelişimi ile ilgili bilgi alış-verişinde bulunmak için yararlıdır.

3-MESLEKTAŞLARIMIZA KARŞI AHLAKİ (ETİK) SORUMLULUKLAR

İlgili ve işbirliği olan bir iş ortamında, insan itibarına saygı gösterilir, mesleki tatmin geliştirilir ve olumlu ilişkiler kurulur (Fetihi, 1999; Schermerhorn, Hunt ve Osborn, 1997; Luthans, 1992; Daft, 1991). Verimli işleri destekleyen ve mesleki ihtiyaçları karşılayan ortam ve ilişkiler kurmak ve bunları devam ettirmek amacımız olmalıdır.

A-Birlikte çalışılan kişilere karşı sorumluluklar
Çalışma arkadaşlarıyla, saygı, güven ve işbirliğine dayalı ilişkiler kurmak ve sürdürmek. Çalışma arkadaşlarıyla kaynakları ve bilgiyi paylaşmak. Çalışma arkadaşlarını, mesleki ihtiyaçlarını ve mesleki gelişimlerini sağlama konusunda desteklemek. Mesleki başarılarının tanınması konusunda çalışma arkadaşlarını eşit hale getirmek önemlidir.

Bir çalışma arkadaşımızın mesleki davranışları hakkında endişelerimiz varsa, kişisel itibara ve mesleki farklılıklara saygı göstererek, öncelikle o kişiyi endişemizden haberdar etmeli, ancak bundan sonra konuyu mesleki olarak çözmeye çalışmalıyız. Çalışma arkadaşlarımızın kişisel özellikleri ya da mesleki davranışları ile ilgili görüşlerimizi belirtirken dikkatli olmalıyız. Kullanılan ifadeler, birinci el bilgiye dayanmalı, çocukların ve programın yararına olmalıdır.

Destekleyici ilişkiler belirgin, dürüst, açık iletişime dayanır. Kullanılan kelimeler, yüz ifadeleri, vücut duruşu ve ses tonu birbiriyle uyumludur. Ancak böylece birbirimize güvenebiliriz ve bu kişilerin varlığında kendimizi iyi hissederiz. Bu yaklaşımla gelişme olur, hatalardan öğrenilir, öz-saygı ve takıma saygı artar. Farklı görüşlere, değerlere, deneyimlere ve yaklaşımlara önem verilir. Farklılık gelişim için kullanılır. Etkili gruplarda insanlar farklılıklarını açıkça ifade etme eğilimindedir. Etkili takım çalışması oluşturmak zaman alacağı için sabırlı olmak gerekir.

Takım üyelerinin çocuklarla ilgili gözlemlerini not etmesi önemlidir. Bu objektif gözlemler toplandıktan sonra takım üyeleri birbiriyle paylaşırlar. Daha sonra çocuklarla ilgili neler yapabilecekleri konusunda bu gözlemlerden yola çıkarlar. Stratejiler belirlendikten sonra uygulanır. Bazıları işler, bazıları işlemeyebilir, bunlar beraberce tartışılır. Her takım farklıdır ancak şu gibi soruları tartışmak takım tartışmalarını yönlendirmede yardımcı olacaktır: örneğin; takım olarak her gün ne zaman toplanacağız?. Binayı kim açacak?. Biten materyalleri kim yenileyecek?. Kahvaltı ve yemeği kim kontrol edecek?. Kütüphaneden alınan kitapları kim geri verecek?. Kim servisi karşılayacak?. Çocuklarını getiren ana-babaları kim karşılayacak?. Çocukların altlarını kim değiştirecek?. Yaralanan, hastalanan, ilaç alması gereken çocuklarla kim ilgilenecek?. Çocuklarla bahçeye kim önce çıkacak ve kim bahçeye çıkmak için hazırlanan çocuklarla sınıfta kalacak?. Kim çocukları servise bindirecek?. Ana-babalar çocuklarını almaya geldiklerinde kim onlarla konuşacak?. Bu sorumluluklar nasıl ve ne zaman devredilecek?. Takım üyeleri çocuklarla ilgilenirken birbirleriyle de nasıl ilgilenecekler?. Takım üyelerinden biri aniden gitmek zorunda kalırsa ne yapılacak?. Takım üyelerinden biri belli bir süre bir ya da iki çocukla ilgilenmek durumunda kalırsa ne olacak?. Takım üyelerinden biri bir çocuğa ya da takım üyesine kızarsa ne olacak?. Çocuğun sevdiği yetişkin sınıfta olmadığında, takım üyeleri ne yapabilir?. Beklenmedik ziyaretçiler geldiğinde ya da son dakika değişikliklerinde takım üyeleri birbirlerini nasıl destekleyebilir?. Çocuklarla oynarken bir yetişkin ekip üyelerinden biriyle görüşmek isterse, takım üyeleri ne yapabilir?. Gezilerde sorumluluk nasıl paylaşılacak?. Açık iletişimi ne derecede kullanıyoruz?. Ailelerle irtibatı nasıl sürdürüyoruz?. Toplumla ilişkiyi nasıl sürdürüyoruz?. Çocukların yuvayı bitirdikten sonra girecekleri programlarla ilişkimiz nasıl?. Sınıfımızı nasıl düzenleyeceğiz?. Ne gibi materyaller kullanacağız, ekleyeceğiz, çıkaracağız?. Çocuklarla ilgili ortak beklentiler ve sınırlar nelerdir?. Planla-çalış-hatırla’yı günlük programa nasıl katabiliriz?. Küçük grup zamanları aktif öğrenmenin parçalarını içeriyor mu?. Anahtar deneyimleri tanıyıp destekliyor muyuz?. Hatırlamayı nasıl teşvik edebiliriz?. Bu sorular çoğaltılabilir. Önemli olan, takımın sorunlarla başa çıkma isteği ve çözüm yolları üretmesidir (Hohmann ve Weikart, 1995).

B-İşverenlere karşı sorumluluklar
Programda en üstün kalitede hizmet vermek için yardımcı olmak. Çocukları korumak için çıkarılan yasa ve kuralları veya etik davranış kurallarını ihlal etmediği sürece, çalıştığımız programın itibarını azaltacak hiçbir şey yapmamak önemlidir.

Program politikalarını onaylamadığımız durumlarda öncelikle, kurumda yapıcı hareketler yolu ile değişim yaratmaya çalışmalıyız. Sadece yetkili olduğumuz durumlarda bir kurum adına konuşmalı ya da hareket etmeliyiz. Ne zaman kurum adına konuştuğumuzun ve ne zaman kişisel yargıları belirttiğimizin açık olmasına özen göstermeliyiz. Çocukları korumak üzere oluşturulan yasa ve kuralları çiğnememeliyiz.

C-Çalışanlara karşı sorumluluklar
Çalışanlara, karşılıklı saygı, yeterlik, refah ve olumlu yönde kendilerine değer vermelerini destekleyen politikalar ve çalışma koşulları oluşturmak, çalışanların çocuklar, aileler ve erken çocukluk bakımı ve eğitimi alanında en faydalı şekilde işlev görmeleri için güven ve samimiyet iklimi yaratmak, çocuklarla beraber ya da çocuklar için çalışanlara denk bedel (maaş ve yan yardımlar/ödemeler) vermeye gayret etmek önemlidir.

Çocukları ve programları ilgilendiren kararlarda, çalışanların eğitim, öğrenim, deneyim ve uzmanlıklarından uygun şekilde yararlanmalıyız. Çalışanlara sorumluluklarını yerine getirmelerini sağlayacak güvenli ve destekleyici çalışma koşulları, zamanlı ve korkutmayan değerlendirme yolları, yazılı şikayet yolları, yapıcı geri bildirimler ve sürekli mesleki gelişim ve ilerleme fırsatları sağlamalıyız. Program standartlarını tanımlayan ve eğer uygulanabiliyorsa, çalışanların işyeri dışındaki davranışlarından sorumlu tutulabilme derecelerini belirten, uygulanabilir, detaylı yazılı personel politikaları geliştirmeli ve uygulamalıyız. Bu politikalar yeni çalışanlara verilecek ve tüm çalışanlar istediklerinde bunları gözden geçirebilecektir. Program standartlarını karşılayamayan çalışanlar, sorunlu yanları konusunda bilgilendirilmeli ve mümkünse, performanslarını geliştirmeleri için onlara yardımcı olunmalıdır. İşten çıkarılan çalışanlara bunun nedenleri açıklanmalıdır. İşten çıkarmanın gerekçesi, yetersiz ya da uygunsuz davranış kanıtlarına dayandırılmalı, bu kanıtlar, güncel, doğru şekilde belgelenmeli, çalışanın görmesine izin verilmelidir. Değerlendirme ve tavsiyelerde bulunurken, yargılar gerçeklere dayandırılmalı ve çocukların ve programın yararına uygun olmalıdır. İşe alımlar ve terfiler, kişinin başarı kayıtlarına ve bulunduğu mevkiinin sorumluluklarını yerine getirme yeteneğine dayanmalıdır. İşe alma, terfi ve eğitim olanaklarında, ırk, etnik köken, din, cinsiyet, ulusal köken, kültür, engellilik, yaş ya da cinsel tercihlere dayalı herhangi bir ayrımcılıkta bulunmamalıyız. Çalışan ayrımcılığı ile ilgili yasa ve düzenlemeleri bilmeli ve uymalıyız.

Yuva müdürünün okul öncesi eğitimi ya da çocuk gelişimi dalında eğitimi olması, aynı zamanda program geliştirme ve değerlendirme, program yönetimi ve personel geliştirme konularında eğitim alması önemlidir. Yuva müdürünün kendisinin de çocuklarla çalışmış olması, program planlama ve uygulama, program değerlendirme, denetleme ve personel geliştirme ve program yönetimi konularında deneyimli olması idealdir. Yuvada çalışan öğretmenlerin eğitimli olması, okul öncesi eğitimi, çocuk gelişimi alanlarında üniversite eğitimi almış olmaları gereklidir. Yuvada çalışan personelin düzenli olarak programı değerlendirmesi önemlidir. Böylece sınıf-içi uygulamalar değerlendirilir, planlama ve değerlendirme, aile katılım etkinlikleri gözden geçirilir. Bu değerlendirme sonuçları hizmet-içi eğitim ihtiyaç ve etkinliklerini belirlemede kullanılır. Yuvada çalışan tüm personelin düzenli olarak mesleki gelişim etkinliklerine katılması yararlıdır, örneğin; hizmet-içi eğitim, atölye çalışmaları, kütüphane kullanımı, üniversite düzeyinde dersler ve seminerler, gözlem yapma, mentor, koçluk gibi.

Hizmet-içi eğitim okulöncesi eğitimi ile ilgili belirli konuları kapsamalıdır örneğin; çocukların sosyal gelişimi, etkili küçük grup zamanı düzenleme gibi. Hizmet-içi eğitim teori ve pratiği kapsamalıdır ve yaparak öğrenmeye dayanmalıdır, katılımcılar aktif olmalıdırlar. Düşünme ve düşüncelerini paylaşma eğitimin önemli bir parçasıdır. Öğretmen gözlemlenme yoluyla yaptıkları hakkında düzenli geri-bildirim alırlar. Yuva çalışan ahçının, sekreterin, servis şoförünün de v.s. eğitilmesine ve denetlenmesine önem verilir. Yuvadaki yönetici ve öğretmenlerin bir okul öncesi derneğinin aktif üyeleri olması ve toplantılarına katılması yararlıdır. Etkili bir yöneticinin sınıftaki öğretmen çocuk oranına dikkat etmesi önemlidir. Eğitim kadrosunda işten çıkma oranının düşük olması istenen bir durumdur. Çocuklar ve aileleriyle ilgili bilgiler çocuk istismarı ya da ihmali olmadığı sürece gizli tutulmalıdır. Aynı şekilde personel bilgileri de gizli tutulacaktır. Nitelikli öğretmenlere uygun ve adil bir maaşın ödenmesi önemlidir. Ayrıca personel gelişimi için seminerlere, konferanslara katılım ücretlerinin, ulaşım ücretlerinin ödenmesi için yeterli maddi olanağın olması, veli eğitimi ile ilgili materyallerin basımı için ödeneğin olması istenen özelliklerdendir (PQA- Preschool version, 1998).

Ailelere yuvada uygulanan program ile ilgili bilgi yazılı olarak verilir. Aileler yuvanın çalışma biçimi ile ilgili bilgilendirilir. Ailelerin ve çocuklarının programa uyumu kayıt öncesi ziyaret, veli uyum toplantısı veya çocukları programa yavaşça katma gibi yollarla sağlanır. Aileler dikkatlice dinlenir, hedefleri, tercihleri anlaşılmaya çalışılır. Ailelerin her zaman okula gelip, etkinliklere katılmaları teşvik edilir. Tüm iletişimlerde güven ve saygı temeldir. Yuvada çalışanlar, sağlık kuruluşları, doktorlar ve toplumdaki diğer kuruluşlar ve hizmetler hakkında bilgi sahibidirler. Öğretmenlerin yüksek öğrenim görmüş olması, çocukların öğretmenlerinden yarar sağlaması açısından önemlidir. En azından senelik olarak yuva yöneticisi ve çalışanları programı değerlendirirler ve senelik olarak programın hedeflerini belirlerler. Ödemelerin yeterliliği, işten çıkma oranları ve nedenleri, işten çıkmanın programa etkileri değerlendirilir. Nitelikli personelin işe alımı ve işte tutulması hedeflenir. Tüm çalışanlar en az yılda bir kere değerlendirilirler. Değerlendirme sonuçlarına göre eğitim planı oluşturulur. En azından yılda bir kere yönetici, aileler ve öğretmenler programın ne derece etkili olduğunu değerlendirirler ( NAEYC, 1998).

Trevino (1992), yöneticinin çalışanlarıyla ilişkisinde, ceza yerine yapıcı disiplin uygulamalarını kullanmasının önemini vurgulamıştır (Fetihi, 1998). Cooper ve Robertson (1988), lider ve çalışanlar arasındaki ilişkinin çalışanların performansını, tatminini, motivasyonunu, öz-saygı ve mutluluğunu etkilediğini belirtmiştir. McClelland ve McDonald (1984), etkili liderlerin çalıştıkları kişilere güvendiklerini belirtmiştir. Bu tür liderler, ortak karar almaya, çalışanlara destek olmaya, çalışanların yeniliklere uyum sağlamalarına çalışmaktadırlar. Okul öncesi eğitim kurumunda standartları ve beklentileri belirleyen yöneticidir. Yöneticinin tutum ve davranışları programın kalitesini etkiler (Jorde-Bloom ve Sheerer, 1992; Bredekamp, 1987). Yuvada yöneticinin doğru yere doğru insanı seçip yerleştirmesi program kalitesini etkiler. Ekip çalışması, düzenli hizmet-içi eğitim, ailelerle dayanışma verimli sonuçlar sağlayacaktır (Fetihi, 1999). Smith ve diğerleri (1992), Yeni Zellanda’daki anaokullarında yaptıkları çalışmada, başarılı anaokullarında amaç-birliği ve güç paylaşımının olduğunu görmüşlerdir. Görüş farklılıkları açıkça tartışılmakta, görüşbirliğine varılmakta, kararlar beraber alınmaktadır. Rol tanımları ise belirlidir.

İş yerinde işle ilgili stres yaşayan öğretmenlerin sınıfları daha az amaca-yönelik bulunmuştur. İş ortamında işe yönelmeye ve bağımsız hareket etmeye önem verildiğinde, öğretmenlerin sınıfları daha çok işe-odaklaşmış ve öğrenme ortamları daha iyi yapılandırılmıştır (Fathi, 1991). Yöneticinin çalışanlarının iş yerindeki ve iş yeri dışındaki sosyal ilişkilerine dikkat etmesi önemlidir. Morali arttırmak için kutlamalar, partiler, yemekler, kahve molaları yararlıdır (Fetihi, 1998). Hodson ve diğerleri (1994)’e göre, çalışanlar kendilerini kariyer açısından emniyette hissederlerse, iş yerlerine ve iş arkadaşlarına bağlılık geliştirebilirler. Stremmel (1991), Kaiser ve diğerleri (1993), yaptıkları araştırmada, okul öncesi eğitimi alanında çalışanlarda işe-bağlılığın yüksek olduğu, bunun nedenlerinden birinin de, çocuklara olan sevginin ve bundan alınan psikolojik tatminin olduğu görülmüştür.

Yuva ortamında yetişkinler çocukların etkin öğrenmesini desteklemek ve etkili bir hizmet sunabilmek için takım (ekip) halinde çalışırlar. Takım üyeleri eğitim yaklaşımına bağlıdırlar, çocuklarla ilgili doğru bilgileri birbirleriyle paylaşırlar, program stratejileri belirlerler ve stratejilerin etkinliğini değerlendirirler. Takım üyeleri programı ve çocukları daha iyi anlamaya çalışırlar. Tutarlı bir eğitim ortamı sağlamaya çalışırlar.

Etkili bir takım çalışmasında göze çarpan ortak özellikler şöyle özetlenebilir; Yetişkinler destekleyici bir atmosferde çalışırlar. Yetişkinlerin aralarında hissettikleri destek ve güven çocuklarla ilişkilerine de yansır. Yetişkinlerin ait olma, başarı, tanınma ve programı anlama ihtiyaçlarını karşılar, böylelikle yetişkinler çocuklarla beraberken çocukların ilgilerine ve niyetlerine tam olarak odaklaşabilirler. Tutarlı bir program uygulama yaklaşımı sağlanır. Her çocuğa uygun ve tutarlı yetişkin desteği sağlanır. Takım çalışması, destekleyici bir ortam ve karşılıklı saygı gerektiren bir etkin öğrenme sürecidir (Hohmann ve Weikart, 1995).

R. Likert (1967) şu ifadeleri kullanmıştır: Başarılı bir organizasyon küçük bile olsa, karmaşık bir sosyal sistemdir. Başarılı kurumlarda, yönetici ve personel arasında ve çalışanların kendi aralarında karmaşık bir birbirine bağımlı koperatif ilişkiler bütünü vardır (Hohmann ve Weikart, 1995). Ekip üyeleri beraber çalışırken, birbirlerine destek verip, destek alırlar. Sırayla birbirlerinin görüşlerini dinlerler. Bu görüşleri çocuklara daha etkili bir eğitim vermek için kullanırlar. Ekip çalışması destekleyicidir. Takım üyeleri bir kişinin emirlerini uygulamazlar. Bunun yerine kontrolü paylaşırlar. Ekip üyeleri, takım çalışmasını ilerletmek, program hedefleri belirlemek, sorunları paylaşmak, problemleri çözmek için sorumluluğu paylaşırlar. Takım çalışması saygılıdır. Takım üyeleri birbirlerinin deneyimlerine, anlayışına ve inançlarına saygı duyar ve önem verir. Takım üyeleri karşılıklı güven yaratmak, dürüst iletişim kurmak, kendilerini ve arkadaşlarını tanımak için çok çaba harcarlar. Takım üyeleri başaracaklarına inanırlar, birbirlerini etiketlemezler. Karışlıklı saygı, takım üyelerini yargılanma endişesinden kurtarır ve enerjilerini çocuklara harcarlar. Ekip üyeleri kendilerini güçlü hissederler. Problemleri çözebildiklerini ve etkili kararlar alabildiklerini görürler. Ekip çalışmasında ortak öğrenme sürekli bir süreçtir.

4-TOPLUMA KARŞI AHLAKİ (ETİK) SORUMLULUKLAR

Erken çocukluk eğitimi programları, ailelerden ve çocuklar için çalışan diğer kurumlardan oluşan bir topluluk içinde faaliyet gösterirler. Topluma karşı sorumluluğumuz, ihtiyaçları karşılayacak programlar sağlamak, çocuklar için çalışan çeşitli kurum ve mesleklerle işbirliği yapmak ve henüz mevcut olmayan ancak ihtiyaç duyulan programları oluşturmaktır (Myers, 1996; Bekman, 1998). Toplumda çocukların refahı ve korunması için sorumluluk ölçütleri olduğu ve çocuk gelişimi konusunda uzman olduğumuz için, her yerde çocukların sesi olma yükümlülüğümüz vardır.

Topluma yüksek kalitede (yaşa ve bireye uygun, kültürel ve sosyal olarak duyarlı) eğitim/ bakım programları ve hizmetleri sunmak, kurumlar arası işbirliği ve çocukların, ailelerinin ve öğretmenlerinin refahı için çalışan mesleklerde disiplinler arası işbirliği oluşturmak, bütün çocukların yeterli sağlık bakımı, yiyecek ve barınma olanaklarına sahip olduğu, bakıldığı ve şiddetten uzak yaşadığı, çevresel olarak güvenli bir dünya yaratmak için eğitim, araştırma ve bu görüşü savunma yoluyla çalışmak, tüm çocukların yüksek kaliteli eğitim/bakım programlarından yararlanmalarına olanak sağlayan bir toplum için eğitim, araştırma ve bu görüşü savunma yoluyla çalışmak, çocukların ve ihtiyaçlarının anlaşılmasını ve bilinmesini sağlamak, çocukların haklarının toplum tarafından daha çok bilinmesini ve onların iyiliği için toplumsal sorumluluğun daha çok kabul edilmesini sağlamak için çalışmak, çocukların ve ailelerinin iyiliği için olan politika ve yasaları desteklemek ve onlara zarar verenlere karşı çıkmak. İhtiyaç duyulan politika ve yasaların oluşturulmasına katkıda bulunmak ve bu yolda çalışan diğer kişi ve gruplarla işbirliği yapmak, erken çocukluk bakımı ve eğitimi alanının mesleki gelişimini ilerletmek önemlidir.

Sunduğumuz hizmetlerin niteliğini ve boyutunu açık ve doğru bir şekilde duyurmalıyız. Kişisel olarak uygun olmadığımız ya da mesleki olarak yeterli olmadığımız mevkilerde çalışmayı kabul etmemeli, çalışıyorsak çalışmaya devam etmemeliyiz. Yeterliğimizin, niteliklerimizin ya da kaynaklarımızın olmadığı hizmetleri sunmamalıyız. Program uygulamalarımızı dayandırdığımız bilgileri sunarken objektif ve doğru olmalıyız. Çocuklar ve aileleri ile çalışan diğer profesyonellerle işbirliği yapmalıyız. Yeterliği, nitelikleri ya da karakteri o konuma uymayan kişileri işe almamalı veya iş için tavsiye etmemeliyiz. Bir meslektaşımızın ahlaki olmayan ya da yetersiz davranışını, resmi olmayan çözümlemeler etkisiz kalıyorsa üstümüze rapor etmeliyiz. Programlarımızdaki çocukları korumaya yönelik yasa ve düzenlemeleri bilmeliyiz. Programlarımızdaki çocukları korumaya yönelik yasa ve düzenlemeleri ihlal eden uygulamalarda yer almamalıyız. Bir programın çocukları korumaya yönelik yasaları ya da düzenlemeleri ihlal ettiği ile ilgili kanıtlarımız varsa, durumu programdan sorumlu kişilere rapor etmeliyiz. Kabul edilebilir bir zaman süresi içinde değişiklik olmazsa, çözüm bulabilecek uygun yetkili birimlere durumu bildirmeliyiz. Çocuklara, ailelere veya öğretmenlere hizmet götürmekle sorumlu bir kişi ya da kuruluşun yükümlülüklerini yerine getirmediğine dair kanıtlarımız varsa, problemi uygun birimlere ya da topluma bildirmek konusunda ortak ahlaki sorumluluğumuz olduğunu kabul etmeliyiz. Eğer bir program bu “kuralları” ihlal ediyorsa ya da çalışanlarından “kuralları” ihlal etmelerini bekliyorsa, kanıtların adil bir şekilde değerlendirilmesinden sonra, o programın kimliğinin açıklanmasına izin verilebilir.

Çocuklara yönelik programların, çocuk gelişimi ve erken çocukluk eğitimi ile ilgili güncel bilgilere dayandırılmasını sağlamak, çocuk yetiştirme görevlerinde ailelere saygı göstermek ve onları desteklemek, erken çocukluk eğitimindeki meslektaşlara saygı göstermek ve onlara etik kuralları uygulamalarında destek olmak, toplumda çocukları, ailelerini ve öğretmenlerini savunmak, yüksek mesleki davranış standartlarını korumak, kişisel değerlerin, fikirlerin ve ön yargıların mesleki kararları nasıl etkilediğini fark etmek, yeni fikirlere açık olmak ve başkalarının önerilerinden öğrenmek için istekli olmak, bir profesyonel olarak öğrenmeye, büyümeye ve katkıda bulunmaya devam etmek, belirtilen etik kurallara saygı göstermek sorumluluğumuzdur.

*Yrd.Doç.Dr.Leyla Fetihi, halen Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde yarı-zamanlı öğretim üyesi olarak da görev yapmaktadır ve seçmeli dersler vermektedir.

——————————————————————————–

KAYNAKLAR
• Bekman, S. (1998). Eşit Fırsat Anne-çocuk eğitim programı’nın değerlendirilmesi. İstanbul: Anne-çocuk eğitim vakfı yayınları.

• Bredekamp, S. (Ed.). (1987). Developmentally Appropriate Practice in Early Childhood Prorams Serving Children From Birth Through Age 8. Washington, DC.: NAEYC.

• Cooper, C.L., Robertson, I.T. (Ed.). (1988). International review of industrial and organizational psychology. New York: John Wiley & Sons.

• Daft, R. L. (1991). Management. (2. basım). Fort Worth: The Dryden press.

• Fathi, L. (1991). Teacher Behavior Observation Scale (T.E.B.O.S). Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul.

• Feeney, S. ve Kipnis, K. (1998). Code of Ethical Conduct and Statement of Commitment Guidelines for responsible behavior in early childhood education. Washington D.C.: NAEYC.

• Fetihi, L. (1998). Okul öncesi eğitimde yönetici-öğretmen ilişkisi. Doktora tezi, Marmara Üniversitesi, İstanbul.

• Fetihi, L. (1999). Okulöncesi Eğitimde Yönetici-Öğretmen İlişkisi. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Dergisi, 17, 55-70.

• Grotberg, E. (1995). A guide to promoting resilience in children: strengthening the human spirit: the international resilience project. The Hague: Bernard van Leer Foundation.

• Hodson, R., Creighton, S., Jamison, C.S., Rieble, S., Welsh, S. (1994). Loyalty to whom? Workplace participation and the development of consent. Human Relations, 47(8), 895-909.

• Hohmann, M. ve Weikart, D.,P. (1995). Educating Young Children: active learning practices for preschool and child care programs. Ypsilanti: High/Scope Press.

• Jorde-Bloom, P., Sheerer, M. (1992). The Effect of leadership training on child care program quality. Early Childhood Research Quarterly, 7(4), 579-594.

• Kaiser, J., Rogers, C.S., Kasper, A. (1993). Perceptions of well-being among child care teachers. Early Child Development and Care, 87, 15-28.

• Luthans, F. (1992). Organizational Behavior. (6. basım). New York: McGraw-Hill, Inc.

• McClelland, D., McDonald, B. (1984). A Head Start program manager’s guide to the basic educational skills project. Ypsilanti, MI: High/Scope Press.

• Myers, R. (1996). Hayatta Kalan On İki Erken çocukluk gelişimi programlarının güçlendirilmesi. İstanbul: Anne Çocuk Eğitim Vakfı.

• NAEYC. (1998). Accreditation criteria and procedures of NAEYC. Washington, DC.

• PQA (High/Scope Program Quality Assessment-preschool version) (1998). High/Scope Program Quality Assessment preschool version assessment form. Ypsilanti, Michigan: High/Scope press.

• Schermerhorn, Jr., J. R., Hunt, J. G. Ve Osborn, R. N. (1997). Organizational behavior. (6. basım). New York : John Wiley and Sons, Inc.

• Smith, A.B., McMillan, B.W., Kennedy, S., Ratcliff, B. (1992). Early childhood teachers: Roles and relationships. Early Child Development and Care, 83, 33-44.

• Stremmel, A.J. (1991). Predictors of intention to leave child care work. Early Childhood Research Quarterly, 6, 285-298.

Written by My biSGen

13 Ocak 2008 17:46

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: